Yaşadığımız çağ artık her yönden ‘’paylaşım’’ın merkeze konulduğu kolektif bir iletişim çağı. Bu yüzden, artık bilgi ve deneyimi tozlu raflarda saklamıyor; onları kitlelerle paylaşıldığında değer kazanan metalar olarak kabul ediyoruz. Son yıllarda oldukça popülerleşen bir kavram olan ‘’hikâyeleştirme’’ (storytelling) tam da bu sebeple iş hayatında her kapıyı açan ‘’altın bir anahtar’’.

Hikâyeleri Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz?

Aslında neredeyse herkes çocukluğunda en az bir kez masal okumuştur. Hatta bazen hiç okumadığımız masalları nasıl bu kadar iyi bildiğimizi düşünürüz. Cevabı çok basit! Eğer o masalı biz okumadıysak mutlaka birinden dinlemişizdir.

Hikâyeler, masallar, destanlar hepsi birer iletişim aracıdır. İnsanı sosyal bir varlık olarak kabul ediyoruz, işte sosyal olmanın bir getirisi olarak insan, biriyle iletişim kurarken bu iletişimin derinlikli ve iz bırakan bir karakterde olmasını ister. Söz konusu hikâye, dilden dile aktarılan yeni bir iletişim ağını ortaya çıkarır.

Lübnan Asıllı şair Muriel Rukeyser bu konuda şöyle der: ‘’Evren hikâyelerden oluşur, atomlardan değil.’’

Hikâyeleştirmeyi, kolektif hafızanın kurucusu olarak adlandırmak hiç yanlış olmaz. Princeton Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Uri Hasson’a göre hikâyeleştirme, anlatılan hikâyede yer alan duyguları dinleyen tarafa da aktarır. Bu da kolektif hafızanın oluşmasındaki en önemli adım olarak karşımıza çıkar.

Küllerinden Doğan Bir Kavram: Hikâye Anlatıcısı

Hikâye ve masal anlatıcıları gelişen teknoloji ve yaşam şartları ile onlarca yıl önce ortadan kaybolmuştu. Şimdiyse yeniden aramızdalar! Bu kez kapı kapı dolaşmakla kalmıyor, sahnelere çıkıyorlar, şirketler içerisinde kendilerine önemli bir yer ediniyorlar. Hikâye anlatıcılığı artık yalnızca bir sahne sanatından ibaret değil, iş dünyasında çok kıymet verilen bir beceri olarak karşımıza çıkıyor.

Pek çok öncü şirket hikâye anlatıcılığının ve hikâyeleştirmenin gücünü arkasına almak istiyor. Hatta Microsoft, IBM, Nike gibi birçok sektör devi şirkette, artık “Chief Storytelling Officer” ya da “Chief Storyteller” diye bir pozisyon var. Yani “Baş Hikâye Anlatıcısı”.

Hikâye Anlatıcılığı İş Yaşamında Niçin Bu Kadar Önemli


  • Hikâyeler Beynin Karar Verme Mekanizmasına Etki Eder

Son yirmi yıldır yapılan araştırmalara göre insan beyninin bir bölümünde alınan kararların duygusal olduğunu gösteriyor. Ancak aynı çalışmalar, alınan bu duygusal kararların insan beyni tarafından mantıksal olarak da açıklanmaya çalıştığını ortaya çıkarmış.

Yani her ne konuda olursa olsun hitap ettiğiniz kişi ya da kitleleri harekete geçirmek için aynı zamanda duygusal yönden de etkilemek zorundasınız. Bunu yapmanızda en büyük yardımcı hikâyelerdir.

  • Hikâyeler Akılda Kalıcılığınızı Arttırır

Yapılan araştırmalar; şirket içinde, seminer ve eğitimlerde konu ne olursa olsun içine hikâye katılarak yapılan anlatımların daha çok hatırlandığını göstermektedir. Bu, insan beyninin doğasında olan bir çalışma düzenidir. Anlatılan konu ile birlikte o anki duygularınızı da karşı tarafa geçirmek, hem sizin hem de hikâyenizin yıllar sonra bile hatırlanmasını sağlar.

  • Hikâyeler Bulaşıcıdır

Eğer iyi bir hikâye anlatırsanız, bu hikâye yalnızca katılımcılar ve sizin aranızda kalmaz. Dilden dile anlatılan hikâyeniz, anlattığınızdan çok daha fazla kişiye dokunur.

Dijitalleşme Hikâye Anlatıcılığına Değer Kattı

Yaşadığımız dijital çağda sürekli bildirimlere açık haldeyiz, gün içerisinde yüzlerce boş ve yanlış bilgiye maruz kalıyoruz. Pandemi dönemi dijitalleşme hızını onlarca katına çıkartırken, karşımıza çıkan veriler de aynı ortamda arttı. Artık yeni bir bilgiye dikkat çekmek, önemsiz bir haberi önemliymiş gibi sunmak çok kolay gözüküyor.

Ancak bu kadar fazla verinin gün içerisinde çok fazla sayıda karşımıza çıkması o veriyi, bilgiyi bazen haberi değersizleştiriyor. Buna karşılık nerede iyi bir hikâye duysak kulak kesiliyoruz!

Dünyanın en ünlü hikâye anlatıcılarından olan Robert Mckee yıllar önce “Dünyada iki şey artık hep hayatımızda olacak: Dijitalleşme ve hikâyeleştirme” demişti. Peki Robert McKee’nin atalarımızdan kalan bu kadar eski bir şeyin popüler ve güncel kalacağını söylerken ne düşünüyordu? Onun ilk öngörüsü nasıl doğru çıktı?

Aslında onu haklı çıkaran sebep şu: Hikâye anlatıcılığı sosyal bir varlık olan insanın genlerine işlemiş bir olgu. Bu sebeple iyi bir hikâye anlatıldığında durup dinleriz. İyi bir hikâye her zaman boş, gereksiz, kuru bilgiden daha değerlidir. Ve ne kadar iyi bir hikâye anlatıcısıysak bizler de o kadar dikkat çeker ve kalabalıklar içinde parlarız.

waytosay


 

Kaynakça:

  1. https://www.brandingturkiye.com/is-hayatinda-hikayelestirmenin-onemi/
  2. https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ge%C3%A7mi%C5%9Ften-g%C3%BCn%C3%BCm%C3%BCze-hikaye-anlat%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-nedir-3017152dcef0
  3. https://tezgahcilar.com/hikayelestirmenin-ogrenme-hafiza-imaj-ve-is-dunyasi-icin-faydalari-nedir/
  4. https://www.kariyer.net/kariyer-rehberi/dijitallesme-ve-hikaye-anlaticiligi-onemini-daha-da-arttirdi/

waytosay'den etkinlikler, blog yazıları ve haberler konusunda mail almak için abone olun.
Invalid email address