Tüm dünyayı etkileyen pandemi sebebiyle çoğu şirket uzaktan çalışma sistemine geçti. Pandemi öncesinde birçok kişinin hayali olan uzaktan çalışma sistemi beraberinde çeşitli zorlukları da getirdi. Birçok çalışan mesai saatlerinin artması, sürekli ulaşılabilir olma baskısı hissetmeleri ya da artan ev işleri sebebiyle iş-yaşam dengesini sağlamakta zorlandı, birçok çalışanda tükenmişlik sendromu belirtileri görülmesine sebep oldu. Ancak bu dönem yalnızca çalışanları zorlamadı. Şirketler ve ekipler de iletişim kopukluğu, yönetim zorluğu ve iş takibi sorunları gibi problemlerle karşı karşıya kaldı. Bu zorlukları en aza indirmek ve önüne geçmek ise yine şirketlere düşüyor.

Uzaktan çalışma sisteminin olumsuz etkileri

2020 yılının hayatımıza kattıklarıyla birlikte iş hayatı büyük değişikliklerden geçti. Bunlardan en önemlisi tabii ki uzaktan çalışma sistemine geçmekti. Pandemi öncesinde de uzaktan çalışmanın iş hayatının geleceği olduğu öne sürülüyordu ve bu alanda büyük adımlar atılmış oldu. Birçok şirket bu dönemde çalışanlarının verimliliğinde büyük artışlar gözlemlediklerini öne sürdüler[1]. Ancak artış gören tek şey verimlilik değil. Son yıllarda çalışanlar arasında tükenmişlik sendromu görülme oranı hiç olmadığı kadar yüksek. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre tükenmişlik sendromu belirtileri gösteren çalışanların oranı %69 civarında[2]. Şirketler bu durumla savaşmak için çalışmalar yapmaya başladı. Ne var ki uzaktan çalışma sisteminde tek sorun çalışanların iş-yaşam dengelerinin bozulması değil, şirketler de birçok zorlukla karşı karşıya. En büyük zorlukların başında iletişim kopukluğu, zamanlama sıkıntıları ve performansı takibi geliyor. Bir başka sık karşılaşılan zorluk ise uzaktan çalışan ekip üyeleri arasında karşılıklı güven oluşturmak ve bunu sürdürmek yer alıyor.


Neler yapılabilir?

Şirketlerin bu zorlukları aşmalarının ve bu duruma uyum sağlamalarının birçok yolu var. Öncelikli olarak yapılması gerekenlerin başında kurum içi iletişimi güçlendirecek, üretkenliği artıracak ve iş takibini kolaylaştıracak teknoloji ve yazılımlara yatırım yapmak geliyor. Teknik yetersizlikler olması, uzaktan çalışma sisteminde iş akışını büyük oranda etkileyen problemlere dönüşüyor. Aynı çatı altında çalışırken sorun olmayacak gecikmeler ve aksaklıklar, uzaktan çalışma sisteminde günlük işleyişi büyük oranda etkiliyor. Uzaktan çalışma sistemini idare etmede yardımcı olabilecek bir başka uygulama da birebir görüşmelere vakit ayırmak. Birçok çalışan uzun ve kalabalık zoom toplantılarından yakınıyor, bu toplantılar kimi durumlarda uzun ve vakit kaybı olarak görülüyor. Ancak yönetici ve çalışan arasında düzenli aralıklarla kısa süreli birebir görüşmeler yapmak, birçok iletişimsizliğin ve sıkıntının önüne geçebilir. Son olarak, uzaktan çalışma sisteminde şirket kültürünü yaşatmaya devam etmek, mümkünse çalışanların sosyalleşebilecekleri online etkinlikler düzenlemek, ekip üyeleri arasındaki iletişimin sorunsuz ilerlemesine yardımcı olabilir.

Çözüm haftada dört gün çalışma modeli mi?

Verimliliği düşen şirketlerin değerlendirilebileceği seçenekler arasında ise yarı evden, yarı ofisten çalışma sistemi olarak değerlendirilebilecek hibrit çalışma düzeni yer alıyor. Çalışanların kendilerine en uyan sistemde çalışmaları her iki tarafın da ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olabilir: İş-yaşam dengesi bozulan çalışanların kendilerine daha uygun bir sistemde çalışmasını sağlayarak çalışan bağlılığını artırırken verimlilik üzerinde de olumlu etkiler elde edilebilir.

Değerlendirmeye alınabilecek bir başka sistem ise son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz haftada dört gün çalışma modeli. Çalışanların maaşları ya da iş yükleri değişmeden çalışma saatlerini azaltarak çalışan mutluluğunu ve verimliliği artırmayı amaçlayan bu sistemi, pandeminin de etkisiyle gittikçe daha fazla şirket ve ülke denemeye başladı. Örneğin Unilever, geçtiğimiz aralık ayında Yeni Zelanda personeli için 1 yıllık deneme süreci başlattığını duyurdu. Ülkeler de bu sistemi destekliyor: İspanya haftada dört gün çalışma modeline geçen şirketler için destekte bulunacağını açıkladı. Yapılan bir araştırmaya göre haftada dört gün çalışma sistemini deneyen şirketlerden neredeyse üçte ikisi verimliliklerinin arttığını belirtti[3]. İş hayatının geleceği olarak görülen sistem çalışan memnuniyetini, şirket bağlılığını ve ekip çalışmasını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda stres düzeylerini de azalttığı görülüyor. Esnek çalışma denemeleri gittikçe yaygınlaşsa da Türkiye’de henüz bu sistemi tamamıyla deneyen bir şirket yok, ancak trendlerin hızla yayıldığı ve değişen iş hayatı göz önüne alındığında haftada dört gün çalışma sistemi çok uzak bir gelecek gibi durmuyor.

waytosay


  • [1] https://www.apollotechnical.com/working-from-home-productivity-statistics/
  • [2] https://www.cnbc.com/2020/07/28/remote-work-burnout-is-growing-as-coronavirus-pandemic-stretches-on.html
  • [3] https://www.bloomberg.com/news/articles/2021-03-02/four-day-work-week-gains-popularity-around-the-world

waytosay'den etkinlikler, blog yazıları ve haberler konusunda mail almak için abone olun.
Invalid email address